Külhan , hamamların altında veya yanında bulunan, hamamın içini ve suyunu ısıtmak için kullanılan kapalı ve geniş ocak yeridir
Bu bölmede, içinde büyük bir kazan bulunan ve bu kazanı yakıp hamamın suyunu ısıtmakla görevli kişiye külhancı denir
Ayrıca, "külhan" kelimesi, Osmanlı döneminde İstanbul'daki sokak serserileri için kullanılan "külhanbeyi" tabirinin de kaynağıdır
Hayır, kabadayı ve külhanbeyi aynı şey değildir. Kabadayı, şehrin şövalyeleri olarak tanımlanan, racon adı verilen örf ve adetlere sahip, genellikle ticaretle geçinen, fakir fukara babası ve kimsesizlerin hamisi olan kişilerdir. Külhanbeyi ise, hamam külhanlarında yaşayan, genellikle işsiz, avare, serseri ve berduş takımından olan, her türlü edepsizliği yapacak tıynette olan kişilerdir. Zaman zaman aynı anlamda kullanılsalar da, kabadayılık ve külhanbeylik kavramları farklıdır.
Hamamda külhan, hamamı ve hamam suyunu ısıtmak için bulunur. Külhan, hamamın altında veya yanında yer alan, içinde büyük bir kazan veya ocak bulunan kapalı ve geniş bir ocak yeridir.
Argoda "külhanbeyi tavırlı kimse" adadiyoz olarak adlandırılır.
Osmanlı'da külhancılar, genellikle hamamların ısıtma bölümü olan külhanlarda çalışırdı. Başlıca görevleri: Hamamın temizliğini sağlamak. Ocak külünü dışarı atmak. Kütüklerin taşınmasına yardım etmek. Zamanla, külhanbeyleri toplumda koruyucu ve haksızlığa karşı duran figürler olarak da tanındı. Ayrıca, kış mevsiminde 16-23 yaşları arasındaki yetişkin külhanbeyleri, İstanbul'da meydan süpürgesi denilen büyük süpürgelerle çamurlu yolları temizlerdi.